BLOG SAYFAMIZ FORUM SAYFAMIZ VIDEO GALERI ALBUMLER

Sevmekten Ne Zaman Vazgeçtim?




“Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim.

Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile
düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.

Bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim.

Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını
ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.

Her sabah benimle uyanmak istemediğini,
geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim.

Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim.

Ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.

Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim.

Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden sen olduğun için vazgeçtim.

BENCİL OLDUĞUN İÇİN VAZGEÇTİM!

Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgeçmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi.
Ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım.
Bu yüzden ben de senden vazgeçtim. “


FORUMDAN OKUMAK İÇİN TIKLAYIN.


Ay ve Deniz



Ay ve Deniz Dünya’da insanlar yokken dost olmuşlar.Gece Ay Deniz’e vurur,yakamozlar oluştururmuş.

Deniz içten içe aşıkmış Ay’a fakat dostlukları bozulur korkusuyla susar söyleyemezmiş günler,aylar ve tabiki asırlar geçmiş böyle.Birgün Ay gelmez görünmez olmuş.Adeta küsüvermiş Deniz’e bulutların arasında terketmiş Dünya’yı gitmiş…

★★★

Her yerde olağanca gücüyle tüm ihtişamıyla Ay’ı aramış Deniz..
Dalgalar,bağrışlar,çağrışlarla yıldızlara bile sormuş.Bulutlara kadar ulaşmış dalgaları üzüntü ve öfkesinden.Ay’ın onu görmesi için çabalamış ama olmamış.


Onlar artık iki dost değil bekleyen ve beklenen olmuş…
Yorgun düşmeye başlamış zamanı olmayan tek şeyde zamanın içinde,öfkesinden insanları kıt’aları yutan Deniz dindirmiş fırtınaları kendi kendine sokulmuş ve ağlamaya başlamış…


Yetmemiş ona kendi gözyaşları insanlara da bulaştırmış bir gün Ay çıkar gelirde hatırlar diye..

★★★

Ne dersiniz belki de gözyaşlarımız bu yüzden tuzludur…

FORUMDAN OKUMAK İÇİN TIKLAYIN.


Galiba Ben Sevmişim !



Galiba ben sevmişim!

Satırlar dilsizdir!
Sen, tercüme et kendine bu saçmalığı.

Atamazsın
Atsan uzaklaşamazsın
Uzaklaşsan yapamazsın


Koy bir kenara
Atasözlerine aldan
Belki bir gün lazım olur

Bu mektup sana!
Adını alfabeden uyduramadım!
Tarifini ise hiç yapamadım


Nerde dediler
Uzakta dedim
Dünya yalan
Dünyada diyemedim

Belki bir yıldız
Beklide o kızgın güneş
Fark edilme diye sana hiç aldırmadım


Yalnız aşk!
Yalnız sevmek!
Yalnız sen!

Belki bir gün ben!
Gözlerime bakma lütfen
Çırılçıplağım utanıyorum


Ayrılık şarkısı çalma lütfen
Sonu beni de bitiriyor
Daha uzaklaşma

Olan varlığın yetmiyor
Bu tarafa gel
Gel uzaklaşma
Olmadığın yer bana da uzak


Benliğim sürüklenirken bilinmezliğe doğru buhranlarında geçmişe dair düşüncelerimin.
Kalp yorgun beden yorgun ruhumsa kaybolmuş düşünüşlerimde.
Bin parça olmuşum, her bir parçam yapayalnız.
Hepsi ayrı dünyada, olmuş binlerce dünya.
Odam bir yalnızlık rıhtımı, kayıp her parçam kendimden uzakta!

Çok uzak olduğum kendime!
Kendime de bir şiir yazarım ben!


Ağlama!
Ağlarsan duyamam
Ağlama uzağım
Uzağım saramam
Ağır gelir burada duramam
Düşmesin gözlerinden tek damla yaş
Sana kıyamam

Çok uzak olduğum kendime!
Beklide başkasından bana!
Benden başkasına.
Kim bilir?


Kendime sığdıramadığım her cümlem bir şiir oluyor bilmeyene anlamayana.
Ve ben sadece sıradan acılı şiirler yazan bir şair oluyorum anlatmak isterken dertlerimi!

Suç anlamayanın mı?
Anlatamayanın mı?
Belki de suç bizim!


Haberin var mı diyebileceğim o kadar çok hiç kimsem var ki.
Seçme lüksünde hiçbir şey anlatamadan bitiriyorum tüm dert sohbetlerimi.
Yarın bugünü turuncuya boyarken ben iple çekiyorum gecenin karasını. Dudaklarımdan sızıyor artık içimdekiler.
İçimden firar ediyorum kendimden.

Yavaş yavaş süzülüyorum kalbimden
Bakma anlamazsın halimden
Adına saklı
Sen bakışlı
Gel de pişmanlığımı al


Kolaysa aç kafeslerin kapılarını
Beni göklere sal
Özgürce uçayım
Beni bana sal
Hayata sırıtayım

Her ayrılık şiiri şairin ölümüdür!
Beni çok öldürüyorsun!
Bir kimlik kazanamıyor senden sonra akan gözyaşlarım.
Çepeçevre kuşatan acıların ve hasretlerin bir kimlik kazanamadı hala.


Her acı
Her gözyaşı
Hep bana kalıyor
Hep benim kimliğimde ağlıyor
Bu sevdanın ayrılıktan arta kalan yanları

Koşmalı!
Koşup yetişmeli!
Yetişmeli, yetişip çıkarmalı tüm sen acılarını içerimden.
Daha fazla uzaklaşmadan kendimden, koşmalı yetişmeli.
Böyle gözlerimden akarak bitmeyecek.
Boşuna bekliyorum.
Boşuna bekliyoruz bu ayrılık bende anlamını yitiriyor.
Ben senden ayrılamıyorum.


Aşk!
Severek seni sevmek!
Tatlı gelmesi tüm denizlerin
Ve bir elma şeker gibi yalamak gözyaşlarıma bulanmış yanaklarımı
Değer kazanması senin için atılan adımların
Unutulmaması senli hiçbir anın

Takvimlerde kokunu duymak
Yerli yersiz bir sürü korkuyu yaşamak seni düşünürken
Ama sevmek işte
Sevmek!
Sadece altı harfle binlerce cümleyi anlatan sevmek!


Unutmak hayata dair tüm umutları
Tüm şikayetleri unutmak
Ve hayal meyal yaşamak sen kokan binlerce planda, ümitte, adına yakında denilen onca uzak limanda

Şimdi ise hanilerde keşkeler de yitip gidiyor tüm yaşanmışlıklarımız.
Kaç intihar fikri varsa enjekte ediyor tüm şarkılar beynimden içeri.
Kapılıp gidiyorum bazen sensizliğin bile unutulduğu düşünce buhranlarımda ölüme doğru.
Bildiğim ne kadar keşke varsa şimdi hepsi bizim oldu.
Belki de benim!
Belki de bize dair her şey sahipsiz
Öksüz artık!


Biz hangi Allah’a yemin ettikte!
Ayrılık diyerek ayırdık tüm yeminleri kendimizden.
Hangi şehrin hangi rüzgarına kapılıp da yalana yalan katarak bir bir uzak ettik her yeminimizi.
Adına ayrılık diyecek kadar ne yaptık.
Ruhlarımız et tırnak olmuşken biz nasıl lime lime doğradık onca yeminli dilimizi.
Gözlerimiz bile sevişirken nasıl oldu da sen orada ben burada oldum.

Şimdi ne hayal kuruyorum
Nede yemin ediyorum.
Meğer
Sevmek sevende.
Sana ait ne kadar kahkaha varsa,
Gidende kalırmış.


Meğer aşk!
Kendini arkada bırakmakmış.

Şimdilerde!

Ağlanası anlarımdan benler gezer odamda.
Her bir yıkıntım ayaklarıma dolanır.
Yıkıntılarımda yıkılır kalırım.

Hatırlar mısın?
Bakar kalırdım
Takılırdım
Takılır kalırdım
Her kalışımda
Sana alışırdım


Alışmışım bırakamıyorum
Çok anı var atamıyorum
Her gidişle kaldın bende!
Gururun kovduğu

Aşkın kal diye yalvardığı bir gitmekti senin ki
Hep bir yanımdaydın
Ben öpmek isterdim
Gurur tutardı
Ben kovmak isterdim


Aşk yağmura dönerdi
Bazen siyah beyaz bir kabus
Bazen renkli bir hayal
Bazen acıtan
Bazen acıyan

Kal deyince kalmayan
Kovunca uzaklaşmayan
Bilirim unutmam gerek seni
Ama kolay değil bir kalemde silip atmak her şeyimi

Galiba ben sevmişim!


FORUMDAN OKUMAK İÇİN TIKLAYIN.


Can Dündar – Aşık Olabilirsin O Halde…



Tam göğsünün ortasında bir yerin acıyacak…
Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin…


Sokağa fırlayacaksın…
Sokaklar da dar gelecek…

Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi…
Ne denizin mavisi açacak içini ne pırıl pırıl gökyüzü…


Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin…
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan…

“önemli olan sağlık.”
“yaşamak güzel.”
“boş ver her şey unutulur.”


Sen hiçbirini duymayacaksın…
Gözyaşlarından etrafı göremez hale geleceksin…

Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin…
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin…


“Ölüme çare bulundu” ya da “yarın kıyamet kopacakmış” deseler başını
Kaldırıp “ne dedin?” diye sormayacaksın…

Yalnız kalmak isteyeceksin…
Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak…


İkisi de yetmeyecek…
Geçmişi düşüneceksin…

Neredeyse dakika dakika…
Ama kötüleri atlayarak…


Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin…
Gittiğin yerlere gitmek…

Bu sana hiç iyi gelmeyecek…
Ama bile bile yapacaksın…


Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese kaçacaksın…
Aslında kurtulmak istediğin halde o acıyı yaşamak için direneceksin…

Hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin…
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin…


Herkesi ona benzetip…
Kimseyi onun yerine koyamayacaksın…

Hiçbir şey oyalamayacak seni…
İlaçlara sığınacaksın…


Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan…
Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren…

Bütün şarkı sözlerilar sizin için yazılmış gibi gelecek…
Boğazın düğümlenecek dinleyemeyeceksin…


Uyumak zor uyanmak kolay olacak…
Sabahı iple çekeceksin…

Bazen de “hiç güneş doğmasa” diyeceksin…
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler…


Ölmeyi isteyip ölemeyeceksin…
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin…

Nafile…
Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek…


Rüyalar göreceksin gerçek olmasını istediğin…
Her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin…

Telefonun çalmasını bekleyeceksin…
Aramayacağını bile bile…


Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek…
Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla…

Yüreğin burkulacak…
Canın yanacak…


Bir daha sevmemeye yemin edeceksin…
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden…

Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın…
Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için kendinden nefret edeceksin…


Yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin…
Onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek…

Ama bir umut…
Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu…


Bu umut seni gitmekten alıkoyacak…
Gel gitler içinde yaşayacaksın…

Buna yaşamak denirse…
Razı mısın bütün bunlara…?


Hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye…?
O halde aşık olabilirsin …


FORUMDAN OKUMAK İÇİN TIKLAYIN.


Can Dündar – Yalnızlığa Alışmalı




Bavulları hep toplu durmalı insanın…
Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı…
Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçmeli…
İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı…
Yalnızlığa alışmalı…


* * *

Çünkü “omuz omuza” günlerin vakti geçti. Dayanışma… günümüz borsasının değer kaybeden hisse senetlerinden biri artık…
Bireyin keşif çağı, geride kırık dökük yalnızlıklar bıraktı.
Terörün bile bireyselleştiği çağdayız. Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil; zaman, tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır.


* * *

İşte o yüzden alışmalı yalnızlığa…
Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan… Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı… Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde başını dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli… Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı…
Romanlardan yalnızlığı yücelten paragraflar asmalı evin en görünür duvarlarına…
“Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşılsa yalnızlık olmaz” dizeleriyle başlamalı güne…
Telesekretere “şu anda size cevap verebilecek kimse yok” denmeli, “… belki de hiçbir zaman olmayacak…”
Cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı…


* * *

Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.
Haklılığın onuru yaşatır insanı… Susmanın utancı öldürür.
O yüzden en sessiz gecelerde ”doğruydu, yaptım”la teselli bulmalı insan…
Feryada komşuların yetişmemesine, soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı… Kendiyle hesaplaşmaya çalışmalı…
Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır olmalı…
Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözüpek olabilmeli…
Sessizliği, sese dönüştürebilmeli…


* * *

Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan…
Yollarla barışmalı…
Yalnızlığa alışmalı…


FORUMDAN OKUMAK İÇİN TIKLAYIN.


  • Hakkımda
    2007 Yılından beri yayında olan sitemiz,binlerce kullanıcıya içerik sağlamakta ve sanal değil gerçek dostluklara zemin hazırlamaktadır.Bu büyük ailenin üyesi olmak için Forumumuza kayıt olabilirsiniz.
 


SanaSevdam.Net | Aşk Forumu - Emo Nickler - Gothic Resimler - Emolar - Aşk Resimleri